ugurunusu

Cumartesi, Temmuz 04, 2009

Beni Jazz'a Gtürün

Beni Jaza götürün... bugün iş çıkışı sevgili karşıladı beni kapıda, jazz festivali başlamış yıllar olmuş jazz duymayalı, kendimi sevdiği için kariyerinden, hayatından vazgeçenlerin yıllar sonraki pişmanlığında buldum bir anda, İstiklal de new age le ritm tuttum bende, sevgili rahatsız mı oldu ne ? ara sokaklara dalalım dedi seninle... dalamadım, jazz a gitti kulağım, ruhum, bedenim, yok dedim buradan yürüyeceğiz jazz la çosup bira içip, kedilerimizi seveceğiz...
Bir daha kurban olmayacağım hayata... Beni Jazz a götürün, Yoksa alıp başımı gideceğim Jazz a... Kimsede durduramaycak bir daha...

Buyum ben bu kadar işte...

Cuma, Temmuz 03, 2009

Yoruldum ama pozitifim, nedense? iş yerinde herşey üstüme yıkıldı kimse bilmiyor süreçlerimi, bende dahil. Ne ne yaptığımı biliyorum, ne de nasıl bir sonuç vereceğini? İşin kötüsü kimse bilmiyor...
Yoruldum, yoruldum... Kendi kendime verdiğim anlamların, genelleşip suratımda tokat gibi patlamasından.
Liman olmaktan sıkıldım, fırtınadan kaçasım var, riske giresim... küçük bir tekne olmalıyım dalga kıranda, meydan okumalıyım, tüm fırtınalara... Batmalı çıkmalı ama...

Pazartesi, Haziran 29, 2009


Batıyorum, dikenlerim boy gösterdi yine...
Acıtsa da söylüyorum işte, bildiğimi...
Yoruldum...
Sus u yorum...

Pazar, Haziran 28, 2009


Toparlanmalı, ayılmalı artık...

Evde yapılacaklar birikti, kitaplığımı düzeltmeli, cd leri ayıklamalı, arşivime karışan günlük çerez filmleri çıkarmalı, jarman ve ozon un arasından ama dışarıdaki hafif esinti de uçurtma uçurmak için çok uygun, uçurtmamı ve Terry' yi alıp sahile de gitmeli. Nazlı ile parklarda bahçelerde buluşalım demiştik, bugün caddebostan dada demlenilsin o zaman.

Nurcan ile Sultanahmet planı çöpte, hiç tarihi ahşap apartman peşinde koşamayacağım bugün...

Bugün yenibir hayat biriktirmeye başlamalı...

madem bu pazar Ege' ye atamadım derdimi stresimi, o zaman eski dost marmara' ya değmeli...

Cumartesi, Haziran 27, 2009

Buna hakkın yok beni sınama, oradaydım, korkularının, alışkanlıklarının tam ortasında, göze alabildiklerinin gerçeği olmak istiyorum oyalanması değil... kendini kandırmanı değil kendinle olmanı bekliyorum.

Çakışmıyorum işte takışmıyorum, kapılmışların peşinden koşuyorum....

Ben Var Ya Ben

Sanırım ki iki hafta önce dokundun bana, dokundum sana, kaçmalıydım, barışmalıydım, tüketmeye hazırdım, tüketilmiştim bir başkasında. Sende tüketmiştin ya da tüketilmiştin bir başkasında ki hazırdın bana...
Hazır olmadığımız belkide yanyanalığımızdı, ya da iki orospuyduk diyelim geçelim...
Vazgeçemeyecek kadar alışmıştık, vazgeçemeyecek kadar korkaktık, boşver, ben abartırım böyle.
Zaten koltukların çok yeniydi, kedisizdin, kendinsizdin, kedisiz ve bitkisiz evlere dayanamam, bitkin vardı ama kedin yoktu işte, alıp sokaktan bir yavru kediyi bırakasım geldi sana. Bazıları sorumluluk almayı bilmez, korkar, sana sorumluluk lazımdı işte... sıradanlaşmak...
sarımtırak kedilerle anlaşamadım hiç ben ama sana sarımtırak lazım galiba.
Sana ne lazım bildiğinde haber ver bana...

Çelişki

Döndüm dolaştım yine Yasmin Levy' de kalmaya karar verdim bugece... Bir ara da volver dinler sonra gecenin 3 ünde Maria Callas, mum ışığında, şehrin uykusunun orta yerinde bir başıma. Üşenmezsem Bostancı Shell' den bir kaç bira daha...
Dışarı çıkmalı, sosyalleşmeli mi yoksa bugece, bir yerlerde buluşup dostlarla, cluplara kaçıp sabaha boğazda kahvaltı mı yapmalı?
Ben mi olmalı bizi mi korumalı?
Herşeyi bırakıp şehirden kaçsam mı ya da şehre sımsıkı sarılsam mı yeniden?
Micheal jackson ölmüş neden çocukluğumun bir kaydı daha silinmişken hiç birşey hissetmedim! Madonna ya mı saklıyorum tüm yaslarımı?
Çelişiyorum, çelişiyorum harekete geçen ne içimde bilmiyorum ama hoşlanıyorum. Bugünlerde değişimi bekliyorum...

Cuma, Haziran 26, 2009

Şimdi seni özlüyorum, sana ihtiyacım var, neden mi ? bilmiyorum. Mutluluk gazım bitti galiba.
Yoksun! burada değilsin, neredesin acaba...
Bende biliyorum, bildiğini. Vazgeçilmiyor yıllar sonra alışkanlıklardan...
Kendimi mi kandırıyorum?
Bir yanım zamana bırak diyor, bir yanım hemen al kap.
***
Yorgunum ben hesaplardan, alışkanlıklardan
Dedim ya gecenin bir yarısı "hadi git de bana"
yazdım ya senden hoşlandım
off cesaret hangimizde!!!
***
Şimdi gelsem o vapura
sen orada, o noktada mısın?
***
Gelsin hayat bildiği gibi gelsin
İşimiz bu yaşamak
unuttum, bildiğimi doğarken
Umudum, ölmeden hatırlamak...

Perşembe, Haziran 25, 2009

Çocuklarım

Bugün Ayşe ile Andhoni' yi tanıştırdık. Ayşe 4 Andoni 6 aylık henüz ama hemen kaynaştılar. Yeni nesil bebekler ağlamak nedir bilmiyor mu acaba? Sadece gülüştüler, elleri ile birbirlerine jest yaptılar çantamda her daim ne olur ne olmaz diye duran fotoğraf makinem ile fotoğrafladık onları, konu çocuklar olunca fotoğraf çekmek pek işime gelmediğinden hemen birinin eline tutuşturdum makinemi ama kaçamadım konudan. Benim ne kadar sorumlu sevgi dolu bir baba olacağım konusunda hem fikir olan Türk, Kürt ve Yunan dostlarımın hemfikir deklarasyonlarını duyunca, tek başıma bu üç milleti barıştırabileceğime karar verdim.
Arkadaşlar çocuk benim olmadığı müddetçe gerçekten severim ama kendi canımdan kanımdan bir çocuk istemiyorummmmmmmmmm, gelmeyin üstüme.
Ben zaten 3 çocuklu bir adamım, iki oğlum bir kızım var.
En büyük oğlum terkedilmişti, yıllarca sokağa çıkmak istemedi.
ikinci oğlum saltanata doğdu hala kral gibi yaşıyor.
kızım hastahene otoparkına terkedilmişti, gözleri açılmamıştı daha, 24 saatimin her iki saatinde emzirdiğim, uykumu böldüğüm, mamasını ısıttığım, gözleri açıldığında ilk gördüğü ben olduğum kızım. Hala her gece dörtte benim memelerimi emen kızım var.
Ben zaten babayım, kutsallığı reddeten bir anneyim aynı zamanda.
Duvarlara çarpılan bir yavrunun, üvey babasıyım, şimdi Kuzguncukta yaşayan.
Bitmiş bir dostluktan tek özlem kalan Fırçanın, doktoruyum, kaç gece ilaç damlattım gözlerine, kaç gece sarmaş dolaş yaşadık Fırçayla?
Bir sevgiliye yanlış bir kararla bırakılmış Kösem in babasıyım,
Nohutun kayınpederiyim
Cahidenin 24 saat te ya ölür ya kalır diyeniyim.
Tijenimin üşür bu diye düşünüp suratına yattığıyım.
Marry imin herşeyiydim, Marry de benim herşeyimdi....
benim çok ama çook çocuğum var kimini gülümseyerek, kimini ağlayarak hatırladığım bir sürü çocuğum var gelmeyin üstüme. Kendimden çoğalmayacağım...

Ben değilim o. Keşif yolculuğunda bulacağın, kendini tartacağın ben değilim. Ayıkken abinim içtiğinde de abin kalmalıyım, Bilinçaltındaki ben değilim. Gözlerimin içine bakma, gecenin 3 ünde beni arama, sabaha hiçbirşey olmamış gibi davranma.
Gözlerimin içine bakma, benden medet umma, o ben değilim, 10 yıl önce olsa belki ama bugün benden yar olmaz sana.
Ben zaten bölünmüşüm at lara kullara, kaldıramam elleri...

Kısa Kısa

Deniz' e gittim haftasonu, tüm dertlerimi, stresimi bıraktım Ege nin serin sularına. Uzun süreden sonra açıldım, dibi izledim... Rahatladım... Trombolin de zıpladım, 4 ve 11 yaşındaki yeğenlerimle. Çocukluğuma bir selam çaktım. Pazar akşamı dönüş yolunda yol boyunca uyudum, uyudum, uyudum.
***
Pazartesi ilk buhranım geldi. Kilisenin avlusunda hüngür ağladım, iş hayatımla özel hayatımı ayrı tutsamda, ağlarken ikisinede ağladım. Hemen bir başka kiliseden destek geldi, bir sen bir Meryem ağlıyor bu kadar kiliselerde diye... altta kalmadım ağlayıp açılınca, sende tellak misali yüzlerce aziz yıkasan sende ağlarsın dedim destek güce...
***
Salı deneysel çalışmalar, tatmin olmayan bakışlar, kasılmış kaslarla geçti, ilk kez eve dönüşte yunusları zıplarken gördüğümde, çocukluğumun ada yolculukları gelmedi aklıma. Bön bön baktım. Arabayı Suadiye' ye atıp Caddebostan' a oradan caddeye 3 saatlik bir yürüyüşle ancak rahatladım...
***
Çarşamba rahatladım, gevşedim hatta saldım, eve gelip sözüm ona caddeye inecektik ama Avrupa Yakası nı izlerken uyumuşum, sabaha kalkamadım.
***
Bugün talepkar olmaya karar verdim, sevgili Taksim deydi iş çıkışı buluşacaktık ama işten çıkamadım. Kilise avlusunda parti verdik...

Eve gelince farkettim, balkonum ne kadar dağılmış, lilyumlarım zamanını doldurmuş, dökmüş çiçeklerini, bir terkedilmişlik sinmiş balkona... Bir terkedilmişlik sinmiş üstüme...

Pazartesi, Haziran 22, 2009

Karıştım



En büyük bağımlılıklarımdan biri olan Travian' ı bugün kapadım. Artık gecelerim benim, kitaplarıma geri dönebilirim, balkonda keyif kahvesi içip, uykumu kaçırıp sabaha kadar oturabilir, işe patlak gözlerle gidebilirim.

Alkolle arama uzun bir mesafe koydum. Sigara da ilk üçgünden sonra otomatik azalır.

Zor günlere zor kararlarım olur nedense?


Saroz Yolu
















Perşembe, Haziran 18, 2009

****

Kasam boş, kalbim kırık elde yine hüzünler...
Seni özledim her yerdeyim bugece
***

pişman mıyım asla
güzelleştim aşkla

canımın çoğu kaldı sende...
***
beni sorarsan şahitsiz suçlar gibi
kınalı, kanadı kırılmış kuşlar gibi
yazı gelmeyen upuzun kışlar gibi unutulmuşlar diyarında düşünüyorum...
***
Bunalmadım bulanmadım
yoksa orman misali yanar mıydım
aşktan ölmeseydim aşka doğmasaydım kendimi masallara adar mıydım?

Size de olur mu Arada?

Canım konuşmak istemiyordu bildiğim tüm diller yalandı bu sabah, gözlerim kapalı gittim banyoyo oradan mutfağa, sıkkındım nedeni olmasada size de olur mu arada?
Türkçe' m kayıptı, ingilizcem dağınık, Yunanca tatilde... Sabahın onunda, en büyük taciz oldu üçünüde kullanmak bir arada, bedenim yorgundu, beynim yoğun, sıkkındım bıkkındım haftasonu gelecek misiniz telefonlarından yılmıştım. 1. dereceden akrabalardan yaz aylarında neden uzak kalınamaz olduğunu düşünüyordum...
-amca benide alın.
- uyul day day hadi cel ama.
- uğur gidelim mi.
- uğur ben cuma akşamı gidiyorum, gelirseniz dönüş bileti almayacağım.
-oğlum özledik gelin.
- uğur gelirseniz masamıda alın, ama 140 lık olsun.
ben: iyide anne çekirdek aileden bir aşiret yarattık, nasıl sığıcaz 140 lık masaya ?
- ben ölçtüm arkaya sığmaz öndeki gibi olsun ama yeşil ahşap desenli.
- anne çalışıyorum,
- tamam tamam murat nasıl...
ben:
- anne Çanakkale de
- yakınmış gelsinler
- anne gelirlerse arayacaklar
-anne çalışıyorum işim var
- tamam ben murat ı arayım o zaman
- anne murat "ben zaten gidersek ararım dedi"
- ay sende gelseydin onlarla
- anne İstanbul dayım, murat Çanakkale de
- babası nasıl
- herzamanki gibi huysuz, benim gibi
-ugur gelirseniz Ecemi de alın mutlaka yazık kız sıkılıyor istanbul' da
- anne biz konuştuk, gidersek senide alıcam amcacım dedim.
- bak Nisan geldi o da konuşmak istiyo
- day dayım napıysin
-iyiyim day dayım seni çok özledim ama çalışmam lazım
- iyi hadi akşama cel. ben parke gittiyim, denze gittim
- daydayım anneni ver
- abi geliyosunuz dimi?
- Murat daha gelmedi konuşmadık, bilmiyorum
-Gelin
pavlotos:
Ti kanis uguraki?
ben:
kala i tora kala
-aa O yunanca konuşan kim?
-Burcu Yunanistan dan ekip geldi, bizi denetleyecekler.
- dur babam istiyo
-ugur, denizi bir görsen havuz gibi
- babişko artık şemsiyesiz uyuma kumsalda
- aman birşey olmaz bana
- baba çalışıyorum
- dur annen istiyo
- efendim anne
-gelirken bize de uğrayın çiçeklerimi sulayın olur mu, bakın bakalım eve bir
-tamam anne
- ugur bak muratın ailesi gelecekse ara mutlaka , anne ben değil murat arayacak sizi!!!!
- anne Yunanistanlılar burada,
- aa ne güzel rumca konuşuyomusun sende onlarla, bak takılırsan ara, ver bana ben konuşurum.
-sağol anne.
- hem hafta sonu şevin de gelecekmiş nöbeti yok bu hafta, sizde gelin işte görüşün.
alen:
-ugur where r u?
- :) i m coming, just give me 5 min.
- teyzen o adamdan ayrıldı biliyor musun ay çok mutlu oldum.
-biliyorum anne, bende hoşlanmamıştım o adamdan zaten
- ugur
- anne bende ayrılsam mı acaba diyorum, çok yıprandık, çatladı ilişkimiz, onaramıyoruzda
- aaa hadi kapayalım ugur sen meşgulsün, adamları bekletme, sonra konuşuruz oğlum.
-peki anne.
ve nihayet ilk toplantıma döndüm, öğlen arası yemeğe çıkarken en şuh, mikrofunu görünce nevri dönmüş yeni yetme dj havasında herkese birden bir seeeeeeeeeeeeeeee youuuuuuuu later çektim ve koşar adım uzaklaştım kliseden, kimsenin bakışlarına aldırmadan, o daracık geçitten geçerken oyuncakcı da sabahtan akşama I LOVE YOU diye bağırıp kahkaha atan, moduma göre me too diye bağırdığım ya da what a pity for u diye cevapladığım zavallı maymunun sesini duydum, göbeğini okşadım ve attım kendimi istiklal' e.
Bir anda içim rahatladı gevşedim, normalde bir an önce yan sokaklara dalıp İstiklal in yeni, sıkıcı, boğucu kitlesinden kaçan ben kendimi koyverdim kalabalığın ritmine, yürümekten çok koşar adım kendimi Bostana' ya attım. Bakırköy dolmuşlarından nefret etsemde ilk kez kendime şaşarak dans ettim aralarından geçerken ve Bostana ya girdim sevgili Melek açmış gazetesini okuyordu. Hemen sebzeli krepimi söyledim Nesli' ye, Nesli gider gitmez taze kahve tadında sohpete daldım Melek le kendi pozitif söylemlerime bende en az Melek kadar şaşarak...
Geri döndüğümde Kaligeras' la karşılaştık, benim yaptığım işleri denetlemesi gerekirken yaptığım işlerden çok beni gördüğüne sevinen bir adam Kaligeras, gözlerimiz ışıldadı karşılıklı ilk kez, Birlikte gezdik kliseyi.
Tam herkes gitti ohh yarına kadar rahatım demişken abim aradı. sorunsuz anlarımın sonu geldi:
-ugur hadi çıkışta buluşalım
- Murat geldi abi, daha görüşemedik eve gideceğim
- tamam Tünel e yürürüz birlikte
- iyi
- çaldır beni gelince
-tamam
az sonra
-Bende dün çok sıkkındım sende kalacaktım sonra sen çok konuşup başımı şişirme diye gelmedim annemlere gittim.
bende suskunluki kinayesi bol bir bakış karşılıklı kahkahalar, istiklal de.
- ugur yazlığa gidecek misiniz bu hafta
- abi daha murat ı görmedim
- Giderseniz Ecem i de alın
- biliyorum sizden gizli beni aradı alıcam amcacım dedim çocuk Türkçe mle
- çok sıkıldı kız
- biliyorum abi gidersek alacağım Ecem ide.
-Murat ın babası nasıl
-gayet iyi, huysuz benim gibi
bitmedi bugün bitmedi...
size de olur mu arada?

Sıkıldım başkalarını toplamaktan, bir dağılsam diyorum hani? toplar mısınız beni?
aman bırakın toplarım ben kendimi...







Çarşamba, Haziran 17, 2009

Hüzün

Saçlarında dolaşmayacak elim artık, gecenin bir yarısı uyanıp dokunmayacağım ellerine, tenine seni uyandırmayacağım dokunuşlarımla. Dün gece sana dediğim gibi mutluyum...
Sesinin, sakinleştiren etkisi var şimdi üzerimde, bütün gün sen koktum, kokladım durdum kendimi.
İlk geceydi, elektrik süpürgeni görmüştüm benimkinin sarısıydı, dün gece klimanı gördüm, benimkinin aynısıydı, bu sabah sigara içmek için çıktığım balkonunda çiceklerini gördüm bende olmayan sadece karanfildi, birde sarı japon gülünü kıskandım. Kahvaltı ederken, duvardaki boş kutulara baktım neredeyse hepsi benim mutfağımdaki puzzle da da vardı. Gülümsedim içimden sadece, diyemedim.
Yolda bana bir soru sormuştun ya hani. Farklı hissetmedim çünkü ben o eve hiç gelmedim. Ben sadece sana geldim.
Şimdi koca bir yaz var aramızda, yaprakların dökülüp rüzgarın tülleri havalandırdığı mevsimde geleceğim, burada olursan hala...
Son 24 saat yalnızlığımla... Hadi beni yakala...
Özledim seni

Salı, Haziran 16, 2009

ikimizinde aradığı şey aynı galiba ama ne acı birbirimizi sınayacak kadar vaktimiz yok. Özgürlük böyle birşey, hani ikimizinde göze alamadığı... Kendimizi kandırmak varken....
Bugece sen baroksun bende gothic sonra ben art neu olacağım sen? seni merak edeceğim, böyleyim işte bir gece den bir sürü cevap bulurum ben, soruları sormadan daha...
Saplantılı mıyım?
***
Aşk seni bulabilir de,
uzakta durabilirde,
samimi oluyor derken mesafe koyabilir de
bu böyle...
***
onu sana katarken tuzaklar kurabilirde....

***

aşk seni bulabilir de uzakta durabilir de
samimi oluyor derken mesafe koyabilirde....
***
onu sana katıyor derken tuzaklar kurabilirde....

Hayatıma Görkem Geldi

Hayatıma görkem geldi, Aslında bir ay burada ama iyi ki geldi. Görkem' im eksikmiş, taa uzaklardan geldi, 2 yıl önceydi, sadece bir kez görüşmüş Taksim de deliler gibi içmiş ertesi gün yemeğe gitmiştik Görkem' in evine, yemeğin yarısında uykusu gelmiş hadi ben yatıyorum siz devam edin diye çekilmişti odasına, Görkem. Bizde hiç aldırmadan ev sahipliğinin yokluğuna devam etmiştik yemeğe.
Sonra Görkem gitti, önce Belçika' ya hemen geri geldi, bavullarını açmadan Romanya da aldı soluğu, geri geldi görkem, Romanya' da giydiklerini yıkayıp İtalya' ya gitti, sonra yine geldi kahve falı baktım ona, sonra Fransa' ya gitti, gelmedi bu kez uzun süre gelmedi, Görkem im söndü, sonra bir sabah işyerime geldi:
-Hadi dedi yardıma geldim, çalışalım.
Asık suratım düştü parçalandı o anda. Aylardır ekipim üzerinde kurduğum disiplin eridi gitti Görkem gelince...
Bütün gün boyalarla renk tutturmaya çalışırken birbirimizide boyuyoruz Görkem le, ama akşam olup iş çıkışında sabunlanıp misleniyoruz sonra Görkem makyajını yapıyor, kolkola çıkıyoruz kutsal mabedlerden tüm günahların sokağına...
Görkem ay sonunda Paris' e geri dönüyor, Hayatımın Görkemi soluyor mu ne ay sonunda...

Pazar, Haziran 14, 2009

Sertab

Hayat cepte değil,
Kenarında köşesinde,
Alaadinin şişesinde beklemez beklemez, beklemez.
Değiştirir değişir
ne kışın güneşinde ne yazın ateşinde
takılıp ta teklemez
bir tane daha yok şu andan
her an yeganedir tektir.
tut yakala saçlarından kaçırma vakit nakittir
***
dört nala dolu dizgin atlar
gibi çağdan çağa atlar ne kadar anlamlı yaşarsan kendini sonzua katlar
***
Hayatı biblo gibi vitrinde saklayamazsın
kırarsan omurgasını çakıltaşı gibi toplayamazsın
durulur mu önünde duramaz durduramazsın
bir kez kaybedersen bir HAYAT daha OLDURAMAZSIN

Kendim ile

Yıllar sonra ilk kez kendimi aldım kendimle dolaşmaya çıktım bugün önce caddeye indim bir kaç kitap aldım mega storelardan sonra Caddebostan' a yürüdüm sahile indim Migros' tan iki sıcak birayı kapıp çıkacakken bir sepet dolusu bira taşıyan orta yaşlarda ama çekici bir adam gördüm, hemen anladım kaş göz işaretlerinden, soğuk buz gibi biraları raflara taşıyordu, hemen elimdeki sıcakları sepete bırakıp buz gibi olanlardan iki tane kaptım. Caddebostan sahiline indim elimde yeni kitabım torbamda buz gibi biralarım gölgeye çekildim kendini aşmış bir gay ve kendini aşmış bir kadının gölgeside değdi tenime, sesleri ile cıvıltı sesleri ile vızırtı oldular bana ama yılmadım biralarımı içerken kitabımı okudum.
Seni düşündüm ER, yanımdan geçmeni, yanımda oturmanı düşledim... varsın KUL da yanında olsundu ama sana ihtiyacım vardı bugün bugece...

Son Zamanlar

Ana sayfamda kalanları okudum bugün:

İki gözüm iki çeşme, haberin yok içerime içerime akar...
Masum değiliz hiçbirimiz...
İki gözüm seneler geçiyor, gönül ektiğini biçiyor...
İhtimal ya fikrinize düşersem tutturun bir rumeli havası, ben o gün öldüm işte sabaha doğru üçte...
Aç kardelen aç kulun olayım kölen olayım aç...
Sıkıldım sıkıldım uçmak istiyorum yalınayak yere basmak istiyorum...
Daha sorulur mu hiç hayat daha, gezdiğim harabeler hala ayaktalar...
Ben o kadın olamadım, sokak zordur adamı fişler...
Aldattın mı, uyudun mu el koynunda sonra mahmur mahmur kalktın mı öpüştün mü seviştin mi yattın mı?


kıvamında dolanıp durmuşum aylarca, aylarca kendimi başka hayatlardan besleyerek tamlamışım. Kısaca sıkılmışım kendimden...


Günlük Niyetine


Sevgili Günlük

Cumartesi sabahı uyanamadım zaten gecede uyuyamamıştım. Sabah dokuz da patronlarımla toplantım vardı, ben gözlerimi açabilecek kadar ayıldığımda saat 8:30 du.

Böyle durumlarda ilk anda bir panik yaşasamda içimdeki bohem hemen devreye girip sakinleştirir beni. Yatak odasının kapısında beni bekleyen kızım garibe ile senkronize bir halde banyoya oradan da mutfağa geçtik, her sabah beni kapıda karşılayan kızım la bu seranatı elbetteki bir toplantı için kısa kesemezdim. Birlikte yemekte çok ısrarcı olduğu için artık pes ettiğim, ortak kahvaltımızı, müslümü hazırladım, kahvaltıdan sonra ki ilk sigaram için kahve suyunu koydum ve balkona çıktık, cumartesileri daha sessiz daha huzurlu oluyor bizim semt geç kalmışlığımı unutup tadını çıkardım sabahın. Evden çıktığımda saat 10 a geliyordu. cumartesi köprüler boş olsada içimden denize dokunmak geçti, yaklaşık 40 dakika daha geç kalmayı göze alıp Kadıköy' e indim motora bindim, motordan sonra tünelin kulenderli koridorunda biraz serinlettim kendimi, kimse canımı sıkmasın diyede telefonumu kapadım.

Tünel' den Galata' ya kadar aheste aheste yürüdüm, kliseye girdim o ana kadar herşey çok güzeldi.

Ekibimden biri hemen yanıma geldi:

- Uğur abi, bizde sandık ki geldin saatine baktın saat 9:05 geçiyor geri döndün, sonra kahkaha atıp gitti.

İki gün önce yaptığım toplantıda çocuklara Şantiye ye girerken saatinize bakın eğer 9 u beş geçiyorsa o gün girmeyin bu şantiye ye demiştim, o gün istemiyorum sizi burada kaprisi yapmıştım şimdi suratımda ne güzel patlamıştı cümlem.

Benden 10 dakika sonra özel hayatımda arkadaşlarım, iş hayatında patronlarım geldiler. Her alkolik bir başka alkoliği hemen tanır. Birbirimizin suratlarına bakıp akşam kaç tane içtiğimizi hesapladık. Anladık ki bizim toplantı yalan.

En iyisi yemek yemekti bizde yemeğe çıktık 1 saatlik yemek arasını 2 saatte tamamlayıp şantiyeye geri döndük bir saat kadar ciddileşip hemen sonra çay molasına çıktık. klisenin avlusuna, George' un oğlu İlaya için kurduğu salıncakta sallanıp, malta eriklerini topladık ağaçtan. Bütün ekibim başlarında benim olmam yetmiyormuş gibi iki patronunda orada olmasından gerginken biz çalışmak yerine çocukluğumuzu yaşadık canan' la bütün cumartesi.

O tuz lu yaşlarda olsakta çocuk olmak güzel geldi ikimizede...

İşte böyle sevgili günlük...

Bugün dinleniyorum Farid farjad' la biraz dan da demlenirim, sonra Terry beni gezdirmeye çıkarır artık caddeye mi ineriz yoksa sahile mi tamamen tasmama bağlı...

Cumartesi, Haziran 13, 2009

Şimdi sen uyurken


Bazı geceler bitmemeli, bazı sabahlar gecelere inat sarmaş dolaş uyuyarak karşılanmalı...

Cuma, Haziran 12, 2009

Eskici

Sözümde küskün, gözümde...
Hadi hayırlısı ne çıkacak bu cümleden bende bilmiyorum henüz ama çıktı bu cümle bir kere.
Hadi bayağılaşalım, bayağı bayağı...

Çarşamba, Haziran 03, 2009

Yaza Yazdım


Balkondayım, martılar kimselere aldırmadan kendi şarkılarını söylüyor, pek hoş olmayan sesleri ile. Deniz bütün günün sıcağını silikleşerek atıyor gibi flu. çiceklerim yağmurlama bekliyor benden. Bu sene ne kadar pembe ve kırmızı çiçeğim var!
Balkonda yalnızım, işten geç çıktım lafladık eski dostlarla yoksa dost olmaya çalışırken kaybolduklarımızla mı?
Yine kaçıp buralardan bir kasabaya yerleşesim var acaba Yunanistan' da bir ada da yaşamayı düşlemek daha mı cazip kılar hayallerimi? Yarım adalardan adalara mı taşınmalı?
***
İki eski dosta düşürdüm yolumu, dostluğumuz çok çok eski biri kişisel tarihime denk neredeyse diğeri ilk onların arayışlı yıllarımın sesi. Her sabah ilk onlarımla kalkıyorum şimdilerde, birlikte otobüse, motora biniyoruz, birlikte gidiyoruz işe, o beni bekliyor çalışırken işten çıkıncaya kadar bende o yokmuş gibi davranıyorum, içim içime sığmıyor. Bir diğeri bu gece katıldı bize uzun, acılı bir dönem görüşmedik, çok açık sözlü, uzak durdum ondan, acımı acıtarak büyütmek istemedim.
Yalnızım bugece, iki dostumla birlikteyiz birde benim sessiz gibi görünen takıntılarım yanımda, onlar ikisi konuşuyor ben dinliyorum sessizler beni baltalıyor, yağmalıyor, izin veriyorum... Kimse iznimiz olmadan bize bir şey yapmıyor!!!
Dostlarım konuşuyor ben dinliyorum, istanbul da hava kararıyor, ben aydınlanıyorum...
***
Kitapsız, müziksiz kedisiz yazlar hep eksik mi kalır acaba?


counter